top of page

YIK O DUVARLARI

Güncelleme tarihi: 15 Ağu 2023


Uyanır uyanmaz anlamıştım bir gariplik olduğunu. Oysa şafak sökmeden mırıldanmaya başlardı şehir odamın caddeye bakan penceresinden ve

- Haydi kalk ! . derdi , şevkatsizce .


İki bin yaşında o , bir sabah değişmeye karar veremez , belki hasta ve yaşlı ama asla susmaz ; tıpkı eski karım gibi . Hızlıca yatağın çekim gücünden kurtulup , pencerenin kaba kumaşlı ışık geçirmez perdelerini iki yana sıyırdım . Endişeyle gelen ürpermeyi hisettim sokağın yoğun sis altındaki tenhalığını gördüğümde. Akranları kadar akıllı olmayan telefonuma sarıldım hemen , sinyal yoktu . Giyinirken endişe ile rahatlama arasındaki çizgide anlam aramaya başladım . Şehrin kalabalığından şikayet eden sen değil miydin ? Kendime 2. Tekil şahıs olarak soru sormamam gerektiğini söylemişti terapistim halbuki .


Apartmanın yüksek tavanlı ve kemerli giriş holünden dışarıya çıktığımda görmeme ek olarak tenimde de varlığını hissedebildiğim hatta zihnimde ses olarak duyabildiğim sis beni kendi kaynağına davet ediyordu . Neden ? diye sorarsanız tarif edemem ama bu davate karşı koymak söz konusu değildi.


Yürüyerek yaptığım bu yolculuk esnasında ilk andaki korku ve endişe yerini artarak çoğalan keşfetme enerjisine dönüştürmüştü . Kaynağa yaklaştıkça cadde ve sokaklar belirsizleşiyor, binaların geometrilerini anlamakta zorlanıyordum . Sınır çizgisini çizemem ama bir andan sonra şehri tanımlayan herşey kaybolmuştu ve ben sis yapının içindeydim .


Girer girmez anlıyorsunuz nasıl biryerde olduğunuzu. Sınırları çok belirsiz , düşeyde ve yatayda hiçbir sınırlayıcı yapı elemanı yok yine de kendinizi içinde güvenli ve mahrem hissedebiliyorsunuz . Peki büyüklüğü nekadar ? İhtiyacın kadar... Herzaman senin için ideal sıcaklıkta. Şevkatli , sarıp sarmalıyor. Sürekli metamorfoz halinde , ne kesit ne de plan düzleminde kağıda çizemezsiniz. Her duyumsayanın farklı tarif edeceği bir titreşimi var . Herhangibir estetik kaygısı yok , sıradanlığı ile gökemli . Olduğu yerde olması gerektiği gibi .


‘Sınırları kaldır’ cümlesi çıkıyor istemsizce ve yapının bana anlatmak istediğini anlamaya başlıyorum . Düşün dünyamızda kendi sınırlarımızı bize öğretildiği şekliyle etrafımıza duvarlar örerek belirliyoruz oysa yaratım tekdüzelikten uzaklaşmak ister , devinmek ve başkalaşmak ister . Kendi zihisel alanımızı çevrelediğimiz bu kalın duvarlar birbirimizle aramızdaki iletişimide imkansız hale getiriyor ve algı alanımızın oluşturduğu perspektif ancak duvarların içindeki alanı kapsayabiliyor. Kişisel maddi hırslar , kollektif bilince hizmet etmeyen yobaz düşünceler , diktatoryalar , tiranlar tam da bu dar perspektif içinde hayat bulabiliyor .


Yapının ana malzemesi olan sisin yavaş yavaş dağıldığını görüyorum hafif üşüyerek. Şehrin pekte davetkar olmayan sesleri kulağımı tırmalamaya başlıyor gözlerimi açarken . Uçuşan perdelerden üşümemin sebebini anlıyorum ve gülümseyerek odamın duvarlarına bakıyorum. Hepsini yıkacağım . Söz…


6 görüntüleme0 yorum

Comments


bottom of page